"ne diyeyim"
yine sessiz bir gece
gözlerimden dökülen yaş
kalemimden dökülen sözcükler
tek duyduğumsa hıçkırıklar
sözlerin çok ağır geldi
her aklıma geldiğinde
beni sırtımdan bıçaklar
seni unutmaya çalıştıkça
her seferinde soracaklar
farkında değil kimse
içimdeki yaraya tuz basacaklar
bana öyle geliyorki
az bi aklım var
birde hala atan bi kalbim
başkada bişi kalmadı zaten
ama onlarıda alacaklar benden
ne diyeyim bilmem ki
Allah razı olsun senden
hiç acı çekmemiştim
sende olmasan nasıl ağlardım
nasıl acı çekerdim
bana bu acıyıda tattırdınya
ders oldu ne diyeyim
Allah razı olsun...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
gönlümde bir "sonbahar"
sonbahar geçeli çok oldu
kış geldi gülüm
bana biraz dokundu
önce yapraklarım soldu
gözlerimde yaş yağmur oldu döküldü
küçücük bir yel esti
dayanamadı bu yürek
yapraklarım döküldü
öyle bir acı ki sorma
sanki kalbim söküldü
tane tane yağdı kar
telli duaklı kız misali
yanakları al al olmuş
karda açan gül misali
zaman akıp gidiyor
fırtınalar kopuyor yüreğimde
alabora oluyor gönül teknem
ben dersimi aldım
bir anlık zevkmiş ömürlük sandım
meğer yalancı baharmış
anladım ki aşk seninle varmış
alışamadım bu sensizliğe
baharım ol gel, gel yeterki
güneş gibi doğ üzerime
içim ısınsın sıcaklığın hissedeyim
sen benim yazımsın
kış olmuş bahar, sonbahar
ne fark eder, mevsimler mi?
önemi yok
sen benim alın yazımsın
canımsın, damarlarımda kanımsın
sen benim içimde bitmek bilmeyen
sen benim diğer yarımsın
şimdi söyle neylesin
neylesin sensiz bu yar...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
kanki
Nasıl bir sözcük bu kanki
Ne demek acaba kanki
Dostluk mu,arkadaşlık mı
Sevgi mi,aşk mı,nefret mi
Bence dostluk olsa gerek
Neden dostluk peki
Ben onu öyle tanıdım çünkü
Canım sıkkın kanki
Hallederiz be kanki
Sıkma canını,üzülme sen
Ben yanındayım senin için
Derdin için burdayım
İşte bu yüzden dostluk
İşte bu yüzden kanki
Kankilik birşeyleri paylaşmak
Çok iyi anlaşmak
Saf,temiz bir arkadaşlık
Bence kanki bu demek...
08.10.2005/Cumartesi
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
"sevgiliye mektup"
gönlümü açtım gökyüzünde yıldızlara
sırf gözlerinin parıltısına benziyor diye
kuşlara özendim sevdanla kanatlandım
rüyamda seni gördüm ayaklandım
şükrettim Allah`ıma iyiki varsın diye
içim doluydu, dertliydim, kederliydim
boşalttım sevginle dolsun diye
geçmişe kalem çektim
senin için, sevdam, aşkım için
ilelebet sürsün yüzümüz hep gülsün diye
adını dağlara, taşlara yazdım
seninle sonbahar, kış, yaz
sana olan sevgim ne ki
bu sözler yanında sivrisinek saz
bu şiiri sana yazdım
ben ne kadar övsemde az
içinde sevgi besliyorsan
sevgiliyi, yari özlüyorsan
içini kaleme göz yaşlarını kağıda dök
dudaklarının dediği zarfı koynuna sok
sıcaklığını kokunu gönder bana
beni sakın unutma !
noktadan sonra mutlaka öp…
“SENİ SEVİYORUM AŞKIM”
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
"geri dön"
Ey sevdiğim, yarim
bir gelsen görsen halim
ben bitkin, çaresiz, çökmüş
sense acımasız bir zalim
içim dolmuş bırakta bi ağlim
sen sevmişsin olmuş bitmiş
geride bıraktığın o saf varya
hayata küsüp gitmiş
sensizliğe isyan meyhane köşesinde içmiş
şöyle bir düşündümde
yaşadıklarım meğerse birer hiçmiş
anlık hevesler işte
iki naz iki cilve ikide kırıttımı tamam
ben ki sensizliğe dayanamam
ah ah benim saf yüreğim
ben isterim lakin bırakmazsın öleyim
elimde değil işte ben aşka köleyim
sen terk eylesende beni
ben yine vazgeçmem severim seni
şimdi senden tek bir dileğim
geri dön meleğim geri dön...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
“makul kaderim”
yaşadıklarımmış meğerse kaderim
hiç bitmek bilmiyor kederim
bir yel eser savrulur
günden güne ciğerim yanar kavrulur
bilmemki bu gönül neyle avunur
körelmiş bir kalp yıpranmış bir beden
medet ya rap senden medet
düşmüyor yakamdan sıkıntı dert
ruhum sana teslim beni azad et
isterim güzel bir dert sevsin beni
kucaklasın, sarsın bağrına bassın beni
öyle bir baksın ki içim yaksın
damarlarımdan oluk oluk içime
şu sevdalı yüreğe aksın
söylesene bana bu genç ne yapsın
dağlarımı delsin çöllerimi aşsın
ne yapsın aşka değer
saftır bilmez garibandır gülmez
sen sanmaki sevmeyi bilmez
korkma yalnızlıktan ölmez
şuan hayattadır duy bak nedendir
su misali bir damla
yüreğine serptiği sevgidir
yüzündeki tebessüm varya
içten gelen sözlerin
benim için herşeydir
bilsen seni ne çok özlerim
böyle benim derdim kederim
fırsat olmaz pek bazen söylerim
bunlar benim makul kaderim…
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
" oyuncak "
bir şişe şarabın eisiri olmuşum
kendimi bir boşlukta bulmuşum
kapılmışım aşkın cilvesine, hilesine
keyfim yok içiyorum öylesine
teselli neylesin yüreğime
bir avuç gözyaşı döksem
değmez bile ölüsüne
lan oğlum sevmek senin neyine
üstelik bağlanmışsın körü körüne
hiçmi düşünmedin hiçmi
aşk tıpkı oyuncak gibidir
görüp imrenirsin yokken ağlarsın
oyuncağını yanından ayırmazsın
bağlanırsın onada çok seversin
düşünmezsin ki bir gün kırılacak
tamir olacak, olacak ama
bu seferde eller alacak
işte o zaman gözlerinde yaş
yüreğinde yara olacak
her defasında biri gelip
yaraya tuz olacak
senide birgün seven olacak
!!!ama sakın unutma!!!
* o hep ilk olacak *
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
"unutmamış"
ben seni mezaramı gömdüm
sen yanan bir ateşmiydin ki söndün
bense yüreği görmeyen bir kördüm
buyüzden her gece öldüm öldüm
bazen kendi kendime güldüm
bazende durup düşündüm
kahroldum bir gece yarısı
nedensiz sebepsiz ve hiç şüphesiz
başarılı ama mutsuz oldum
kendim ettim kendim buldum
ve yine bir gece yarısı sessiz
sadece ben ve kimsesiz
kalbim atmıyor gözlerim bakmıyor
sözlerinse artık hiç batmıyor
küçücük bir köz kalbe
tatlı bir söz dile yetmiyor
sensiz geçen günlerde dert üstüne dert ekliyor
sözlerinede ekliyor mutlaka
neydin sen ne oldun
yada ne olucan diyor işin sonunda
susuyor cevap veremiyor
süzülüyor iki damla yaş
gözleri dolu eğik bir baş
sanarsınızki kederli bir ayyaş
dalga geçme ey arkadaş
bir zamanlar severdi sevilirdi
gülerdi öyle bi gülerdiki
gülmekten ağlardı ağlatırdı
gülmeyi ve gülen gözleri çok severdi
hey gidi be ne günlerdi o günler
akılda kalan bir kaç söz
birde iki çift göz vardı unutulmamış
...unutmamış...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
AŞK ÇİÇEĞİ
Gönlümde ilkbahar çiçekleri
Kalbimde aşk açıyor
Neden kimse görmüyor
Kimse koparmıyor o çiçeği
Her geçen gün biraz daha
Biraz daha soluyor aşk çiçeği
Kurumaya yüz tutuyor
Bir aşk istiyorum
Gönlüme su serpsin
Kurumasın gönül bahçesi
Solmasın aşk kokan çiçekler
Senin için açsın
Senin için koksun aşk çiçeği
Senden başka kimseler koklamasın
Koparmasın o aşk kokan çiçeği
Yavaş yavaş soluyorum
İçten içe kuruyorum
Hala o çiçeği gören olmadı
Sonunu ise hiç kimse bilmiyor
Belki toprak oldu savruldu
Belkide tohum olup can buldu
Elbet bir gün gelecek
Aşk çiçeği yeniden doğacak
Yeniden aşk kokacak
Rengarenk bir aşk çiçeği olacak
Kimbilir hangi gönüle taht kuracak
kimbilir...kimbilir...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
KARŞILIKSIZ AŞK
Karşılıksız bir aşktı bu
Neden olmuyordu ben sevdim diyemi
Neden olmuyor neden söyleyin
Ne yaptım ben bu dünyaya
Ne yaptım sana,ona,buna
Hiç kimse sevmeyecekmi beni
Ben sevemeyecekmiyim
Çocuklar gibi ağlıyorum
Yağmur gibi yaş damlıyor gözlerimden
Bir of çekiyorum rüzgar gibi derinden
Sessiz hıçkırıklara boğuluyorum
Seni seviyorum diye ağlamıyorum
Neden seni sevdim diye ağlıyorum
İnsan hiç birini sevdiği için ağlarmı
Ben ağlıyorum karşılık bulamadığım
Evet cevabını alamadığım sevgime
Ben neyim he bir hiçmi
Yoksa ciğeri beşparaetmez bir piçmi
Kimse sevgimi ciddiye almıyor
Beni ise hiç umursamıyor
Sen bile;evet sen bile
Senden nefret bile edemiyorum
Çünkü seni karşılıksız seviyorum
...SENİ SEVİYORUM...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
ÖZLEM DOLU
Bu şiir senin için be anne...
Yokluğun çok kötü
Allah yokluğunu göstermesin
İnsan özleyince uzak kalınca
Daha iyi anlıyor senin değerini
Günler günleri kovalıyor
Ama yokluğun hep hissediliyor
Sıcak bir yemek sıcak bir yatak
Yok artık böyle şeyler
Yok saçımı okşayan
Yok ilk bakışta derdimi anlayan
Yine soğuk bir sabah
Yine aklımda sen
Başımı her yastığa koyuşumda
Evin içinde yaşanan her anımda
Aklıma öyle bir geliyorsunki
Anne seni çok özledim
Dokunsalar ağlayacak gibiyim
İçimden ağlamak geliyor adeta
Soğuk geceler ıssız sabahlar
Gurbet çok kötü çok zor
Sensizlikse hiç sorma
Sesin hala kulaklarımda çınlıyor
Bana uzaktan sesleniyor sanki
Ben evimi, kardeşimi ve babamı
En çokta seni özledim be anne...
Biliyorsun yollarımız ayrı artık
Ben gurbet çocuğuyum artık
Geleceğim için ve geleceğimiz
Her şey ailem için
Hep iyi bir evlat olmamı isterdin
Ben öyleyim işte
Senin bana öğrettiklerin
Benim bugünki durumum
Bunlar hep senin eserin
SENİ SEVİYORUM ANNE...
HALİL İBRAHİM SOYÇİÇEK
kendi eseri..........
"klasik bir yaşam öyküsü"
13 EYLÜL 1986 SAMSUNun ekmek teknesi, bitmek bilmeyen çilesi ve vahşi ilçesi ÇARŞAMBA'da dünyaya gözlerimi açmışım.Fazla hatırlamıyorum küçüklüğümü.Sanırım 3 yaşlarında iken TRABZON oradanda ARTVİN yani karadeniz çocuğuyum.İlkokul 1. sınıfıda ARTVİN-BORÇKA DEMİRCİLER KÖYÜ İLKÖĞRETİM OKULUnda okudum.Çok korkardım annem götürürdü okula beni okul neredeyse eve 1 km vardı belki daha fazla; düşünsenize bir tarafta çılgın suları ile ÇORUH diğer yanınızda ise ürpertici kayalar ve vahşi hayvanlar işte okumak buydu çok azimliydim elimden kitep düşmezdi çok başarılı bir öğrenciydim.Hiç unutmam helvayı ekmek arsında 500 liraya yediğim senenleri.Hamburger mi? O da ne! Sene 1993 SAMSUN geri çağırıyor köyünün çocuğunu evladını.Gidiyorum aklım az biraz ermiş o zamanlar ama şimdiki çocuklar öylemi şeytana pabucunu tersten giydiriyorlar adeta neyse otobüste duydum Sy. TURGUT ÖZAL vefat etmişti neredeyse herkes üzgündü bende üzülmüştüm ama çocuktum bir şey ifade etmiyordum onlar için.İçim buruk bir şekilde gelmiştik gözlerimi açtığım, toprağına dokunduğum, ilk nefesimi aldığım ve son nefesimide vermek istediğim şehre SAMSUN'a...
Yabancı geldi ama doğduğum yer bastığım topraktı gözlerimi açtığım yer.ÇARŞAMBAnın yeşilırmak mahallesine yerleşmiştik.Okul başlamıştı be hemen okula gitmeliydim.Okul çok yakındı evimize.Adı FATİH İLKÖĞRETİM OKULU.Kaydımı ARTVİNdeki okuldan buraya istedik ilk gün önce beni 1.sınıfa yerleştirdiler inanmamışlardı ufak tefek bişiydim.Öğretmen önüme bir hikaye koydu ve oku dedi.Ben ise çok heyecenlı idim.Okudum baya okuduktan sonra öğretmen tamam bunu 2.sınıfa yerleştirin dedi sanki yeniden sınıf geçmiş gibi sevinmiştim bir günde sınıf geçmek kolay değildi artık 2.sınıf öğrencisiydim.Yeşilırmak mahallesinde bir yıl kalmıştık koskaca bir yıl.Eskiden bir yıl bir asır gibiydi şimdi zamanın hızla akıp geçtiğinin ferkına bile varmak güç.
Herşey bir yana yeni bir mahalle yeni arkadaşlar hepsi çok çabuk gelişiyordu olayların.Mahallenin adı sungurlu mahallesi oldu okulun adı da ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU.Mezun olduğum okuldu ve en uzun okuduğum 3.sınıftan tut ortaokula orta 3'e kadar tam 8 sene.Benim için farklıydı sürekli okul arkadaş ve öğretmen değiştirmek kolay değildi.Okul zamanları mahallede tatil oluncada köyde büyüdüm.Köyümü çok seviyordum kabuğuma sığamıyordum adeta kafesteki kuş misali özgürlüğümü bulduğum yerdi köyüm.Her fırsatta köye giderdim annem çok kızardı ben kaçardım beni köyden alıkoyamazdı kise.Neyseki artık lise zamanı gemişti karamsarlık hat safhadaydı ve karar ÇARŞAMBA TEKNİK VE ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ.Ailemin kararıydı şimdi sıra bölüm seçmedeydi onuda sğolsun ki hocamız "elektronik" dedi.Bügün çok dua ediyorum hocalarıma onların eserleriydik her birinin yeri başkaydı sayılacak kişilerdendi onlar benim için MUSTAFA ÜLKER, EROL ERKEN ve ADEM CÖMERT...Emeği geçen çoktu üstümüze ama bu isimlerdi beni ve bizleri adam eden etmeye çalışan.ALLAH razı olsun hepsinden.İşte bu lise yıllarında başlıyordu sıkı bir dostluk bir kardeşlik hikayesi...
Bir garipti bu iki gencin hikayesi.Aslında herşey Veyselin İstanbula kaçmasıyla başlamıştı ve annemin ağzından çıkan iki çift söz "oğlum sakın böyle kişilerle arkadaşlık etme" diyordu.Nereden bilsin çok koyu bir dostluğun başlayacağını.Veyselin boy boy afişleri her yanı süslüyordu adeta.Veysel bulunmuştu ve ilk okula geldiği gün Erol hoca yanıma koymuştu onu sanki içine doğmuştu.Benim sözelim onunsa sayısalı çok iyiydi.Paslaşırdık bazende yarışırdık o benim beynim bende onun eli ayağı olmuştum birbirimizi tamamlıyorduk.Aslında çok zıttık sanki o iktidardı ben muhalefet.Her geçen gün daha yakınlaşıyorduk aslında bir bir gruptuk eleye eleye bi ikimiz kaldık gördükki bize bizden başka kimsenin faydası yoktu.Zaman içerisinde çok şeyler yaşanmıştı acı tatlı her şey ama anlatsam kitap yazarız herhalde.Artık üniversite zamanı geliyordu.İlk sene es geçtik dershane denedik ben 3 ay sonra bıraktım zaten çalışıyordum.Ertesi sene geçiş hakkını kullanalım dedim veyselin pek niyeti yoktu aslında ama onada form aldım ve onun formlarınıda ben doldurdum sonuç son gün öğleden sonra son saatler formları verdim.İkimizde yerleşemedik dedim bidaha ek kontenjan var daha ve öyle oldu ikimizde ek kontenjanla KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ ELEKTRONİK HABERLEŞME BÖLÜMÜNE yerleştik.İlk önce devlet yurdu ardından özel yurt ve herşeyin yaşandığı dilsiz bir ev.Konuşabilse dii olsa o ev neler diyecek nelere tanık oldu bir bir söyleyecek.Hayatımızın unutulmaz günleriydi o günler iyi kötü aç tok herşey öğrencilik ve gurbette yer alıyordu.Seneler geldi geçti ve biz hala beraberiz ve biz kendimize ammolar diyoruz kankiler diyoruz bacanaklar diyoruz.Hayatı iyi kötü yaşamaya devam ediyoruz...